2 Ekim 2011 Pazar

Marsel Çin'de Ana Tabloda!

Marsel finalde bizleri üzdükten sonra final öncesi performansını tekrar yakalayarak Çin'de ana tabloya gitti. Şans getirsin diye İzmir turnuvasını yazmıyormuşuz ama ben bozmuşum bilmeden. Burada elemelerde yazmadık ve Çinli Feng'e karşı 61-60, Fransız Serra'ya karşı ise 76(7)-62 ile gelen galibiyetlerle Marsel Ana tabloya yürüdü.

Ana tablo kusası ise şu. Lopez ile eşleşti ilk turda Marsel. İstenmeyen bir kura ama olsun. Güvenimiz tam. Maç malesef yine yayın kortunda değil ve sabah 7:30'da başlayacak.

Haydi Marsel!

29 Eylül 2011 Perşembe

Marsel Finalde Kayıp

Üst üste 3. yıl İzmir finalinde kaybetti Marsel. Lacko karşısında ilk sette servis kırma avantajıyla öndeydi ama 5-4 gerideyken kırdırdığı servisle 6-4 verdi seti. İkinci setin başında da servis kırdırdı ve 3-0 geri düştü. Bundan sonra servisine tutunsa da servis kıramayınca 4-6/3-6 ile kaybetti maçı. Genel olarak çok gergin gözüktü ve alışık olmadığımız şekilde 3-4 defa raketini yere fırlattı. Kendisini kazanmaya çok odaklamıştı ve bunun olumlu değil, aksine olumsuz bir etkisi oldu maalesef. Yine de puanları kaybetmedik diye sevinelim. (sadece 5 puan kaybetti Marsel İzmir'den)

Cumartesi günü Çin Açık'ta ATP 500 turnuvasında eleme oynuyor Marsel. Yarın kurası çıkacak ve anında burada olacak. Geçen sene elemelerin 2. turunda kaybetmişti Raonic'e ve 10 puanla tamamlamıştı turnuvayı. Bu kez ana tabloya kalmasını, hatta orada da maç kazanmasını bekliyor ve ümit ediyoruz. Moral bozmak yok, aynen devam!

24 Eylül 2011 Cumartesi

Marsel Finalde!

Marsel İzmir Cup'ta finale yükseldi!

İlk turda genç oyuncu Muhammet Haylaz'ı 61-60, ikinci turda Kutrovski'yi 75-61, çeyrekte Grigelis'i 64-60 ile geçen Marsel yarı finalde de Cipolla'yı 63-64 geçerek finale yükseldi. Finalde rakibi Lacko-Darcis galibi olacak.

Bu sonucla Marsel geçen sene aldığı puanları korumuş oldu. Yarın alınacak galibiyet fazladan puan demek. İzmir'deki hava şartlarının Marsel'i fazla etkilememesi isebizim şansımız oldu.

Haydı Marsel!

19 Eylül 2011 Pazartesi

Marsel İzmir'de

Geçtiğimiz sene final yaptığı (2009'da da) İzmir'de bugün korta çıkıyor Marsel. İstanbul'daki şok ilk tur yenilgisinin ardından bu sefer çok daha iyi sonuç bekliyoruz. İlk maçı haftasonunda Türkiye 16 Yaş Altı Şampiyonası'nı kazanan wild-card'lı Muhammet Haylaz. Bursalı sporcu kariyerindeki ilk profesyonel seviyedeki maçına çıkacak. Marsel'in bırakacağı her oyun sürpriz olacak tabii.

Marsel 2. turda Kutrovsky-Durukan maçının galibiyle oynayacak.

15 Eylül 2011 Perşembe

Ledovskikh Maçından...

Evet... Clement çekildi ama biz yenildik... 61-36-63 :(

Gidip izledim bir de. Hava çok soğuktu maçın sonlarına doğru. Söyleyecek fazla bir şey yok, rüzgar biraz etkiledi maçı ve Marsel pek konsantre olamadı.

Sizler için kaydettiğim bir kaç videoya şuradan bakabilirsiniz...






:(

11 Eylül 2011 Pazar

Marsel Kendi Evinde!

Kurası burada!

İlk maç Clement ile. Zorlu geçecektir. Maç Salı günü oynanacak.

Yayın olur mu bilmiyoruz ama kort var? Gelmez miydiniz???

Bastır Marsel!


1 Eylül 2011 Perşembe

Marsel 13 Numaralı Kortta!

Marsel perşembe günü programında yer alıyor. Fernando Verdasco ile oynayacağı maç 13 numaralı kortun 4. ve son maçı olarak programlandı. Şanslıyız ki, o korttan maç yayını bulunuyor. Eurosport ve Eurosport 2 verir mi, şimdilik bilemiyoruz ama eğer vermezlerse bile Eurosport Player aracılığıyla ya da çeşitli sitelerden bulabileceğiniz stream'lerle maçı seyredebilirsiniz. Marsel'in kariyerinin en güzel gününü yaşamasını umuyoruz...

Video: Marsel vs. Dancevic

Dancevic retires from Stephanie Myles on Vimeo.


Video Kanadalı tenis yazarı Stephanie Myles'tan. Birkaç video daha gelebilir belki...

31 Ağustos 2011 Çarşamba

Maç Raporu: Marsel vs. Dancevic

Altta Marsel'in Dancevic ile oynadığı maçın kısa bir özeti var. O özet için (İngilizce geldi tabii, biz çevirdik) ve ayrıca bir alt posttaki gönderdiği tam fotoğraflar için MensTennisForums'tan ibreak4cofee'ye teşekkürler. Yayın kortunda olmadığı için maçla ilgili gelen her bilgi güzel oluyor...

"Doğrusunu söylemek gerekirse Frank hiç de sakat gözükmüyordu, sadece Marsel tarafından domine ediliyordu. Marsel istikrarlı olarak winner ve ace üretirken Dancevic'in sürekli olarak hata yaptığı backhand tarafına toplar gönderiyordu. Dancevic'in servisi iyi değildi, çok gergin oynadı ve elemelerdeki Clement maçında gördüğüm güveni ve winner vuruşları hiç yoktu bu maçta. Groundstroke'ları genelde kısa düştü ve bu da Marsel'in puanları dikte etmesine yardımcı oldu. Atak yaptığı birkaç zamanda çok daha başarılıydı ama o atak yaptığı zamanlar pek sık değildi.

Maç sanki sadece 30 dakika sürmüş gibi geldi. İlk 2 seti izledim ve sonrasında korttan çıktım çünkü tamamen zamanımın gittiğini hissediyordum. Yani, 3. setin başındaki sağlık molasını ve maçtan çekilişini göremedim. Ama maçtan bazı bölümleri video'ya aldım ve ilk 2 set hareket etmesinde herhangi bir sıkıntı gözükmüyordu. O görüntüleri de yüklemeye çalışacağım.

Marsel'in gösterdiği performans iyiydi ama Dancevic'in oynayabileceği tenis bundan daha fazlasıydı. Bu sakatlıklar çok can sıkıcı olmaya başladı ve artık sakatlanmadan birkaç haftayı geçiremiyor gibi. Ayrıca 4 grand slam için de elemelerden ana tabloya kalıp hiçbir galibiyet alamamış olmak sinir bozucu olmalı. (Roland Garros, Wimbledon ve burada çektiği kuraların iyi olduğunu da söylemek lazım.)"

Foto: Dancevic Maçından







30 Ağustos 2011 Salı

Marsel Turladı!

Dancevic karşısında 6-3/6-2/1-0 öndeyken rakibi üst bağağındaki sorun nedeniyle maçı bıraktı. Marsel 2. turda!! Bu 70 puan demek!

Maçtan gelen kısıtlı bilgileri tweet olarak ekleriz buraya. Mesela;

Stephanie Myles
21 minutes ago

gibi tweetler güzel haberler veriyor.

Rakip henüz belli değil. Verdasco - Nieminen galibi olacak. Belli olunca ekleriz buraya.

Haydi Marsel!

26 Ağustos 2011 Cuma

Marsel İlerliyor

Yağmur nedeniyle maçların ertelendiği can sıkıcı bir günü geride bıraktık US Open'da ve Marsel ikinci turdaki rakibi Millot'u 6-2/7-5 ile geçti.

Final turunda rakibi Lukas Lacko olacak. Lacko da rahat bir şekilde final turuna geldi.

Haydi Marsel!

25 Ağustos 2011 Perşembe

Bodo'nun Marsel Yazısı!

Bu yıl Marsel İlhan, sonunda bütün profesyonel tenisçilerin keşfettiği şeyi öğrendi: Teniste iyiye gittikçe, daha da iyiye gitmeniz kademe kademe zorlaşır.

Aslında şartlara bakıldığında bu ifade çelişkili gözükebilir ama örneklemek gerekirse, besin zinciri içerisinde üste çıktıkça daha da yükselmek için yeni strateji ve taktiklerle gelmelisiniz. Bu kısmen daha başarılı oyuncuların daha çalışkan ve sorumlulukların farkında olma eğilimlerinden kaynaklanmakta. Bu oyuncular üstünlük kurabilmek için bütün taşları çevirirler ve bir şeyler bulmaya çalışırlar; ayrıca bu oyuncuların üstüne gidilebilecek zayıf yönleri de oldukça kısıtlıdır.

Çoğunuz Marsel'in iki sene önce burada bir grand slam maçı kazanan ilk Türk oyuncu olarak - Özbek kökenlere sahip olsa da - büyük bir hikaye yazdığını biliyorsunuz. 2009'daki o Amerika Açık'tan önce dünya 231 numarası olan Marsel için adeta bir kırılma anıydı o turnuva.(elemelerde 3 maç kazandıktan sonra, ilk turda da Christophe Rochus'ü son setini 7-5 kazandığı maçla geçmeyi başarmıştı) Bu hikayenin farkında olanlar sadece tenis gazetecileri değildi. O zaman dünyanın 1 numarası olan Roger Federer de soyunma odasında Marsel İlhan'ı tebrik etmiş, ona tavsiyelerde bulunmuştu. O yılki başarısıyla umutlanan Marsel, daha sonrasında kariyer hedefini 10 yıl boyunca ATP'de ilk 100'de tutunmak olarak belirlemişti.

İlhan, 2009 yılının sonunda ilk 100 hedefinden 50 basamak uzaklıktaydı; ancak motivasyonunu kaybetmedi ve 2010 yılını 90. sırada tamamlayarak bu hedefine ulaştı. (2010'da challenger şampiyonluğu ile Avustralya Açık ve Wimbledon'da ana tablo maçları kazanma başarılarını gösterdi) Sonrasında kaçınılmaz olan gerçeklikle karşı karşıya gelindi. Türkiye'deki yurttaşlarının büyük beklentisi ve korunacak puanlarla başlayan 2011'e 9 maçlık mağlubiyet serisiyle girdi Marsel.

Bu başlangıç İlhan'ın neden şu an Amerika Açık ana tablosuna direkt olarak giremediğini kısmen açıklıyor aslında. Bu hafta açıklanan sıralamada 100. basamakta bulunsa da, kayıt listesi tarihinde ilk 100'ün dışında kalan Marsel, direkt olarak ana tablo biletini alamadı. Bu nedenle de bugün elemelerin ilk maçında 4 numaralı kortta yerini aldı.

Şans eseri güzel, temiz ve kurak havanın olduğu bir başka gündü bugün Flushing Meadows'ta ve nihayet halk da bu şartlar altında şehirde yapılabilecek en güzel şeyi yakalamış gibi görünüyordu. (Ulusal Tenis Merkezi'nde Amerika Açık elemelerini bedava izlemek!) ABD Tenis Derneği Halkla İlişkiler Direktörü Chris Widmaier, bana dün 7000 seyircinin maçları izlemeye geldiğini, bugün bu sayının ikiye katlanacağını tahmin ettiğini söyledi.

Bu seyircilerden bazıları Marsel'in Polonyalı Marcin Gawron ile oynayacağı maçı dikkate alarak kortta yerlerini aldılar. İlk bakışta, Marsel sanki tıpkısının aynısı olan bir adamla oynuyor gibiydi. İki oyuncu da ince vücut yapılı ve orantılı yüz hatlarına sahip olmakla birlikte, bol tüylü gözüküyordu. Ve bu benzerliğin yarattığı karışıklığı daha da artırırcasına ikisi de benzer kıyafetler giymişti. (siyah şortun üstüne beyaz rengin dominant renk olduğu tişört) Ama Marsel'in üstünlüğü daha Gawron onu maçın dışına iten çift hatalarını yapmaya başlamadan bile belirgin olarak ortaya çıkmıştı.

Marsel ilk seti 6-2 ile aldı ve ikinci sette de servis kırarak 2-0 öne fırladı. Servis attığı ikinci setin üçüncü oyununda biraz gevşek oynadı ve kendisini 30-40 geride buldu. O an not aldım: "Bu, bir ilk 20 oyuncusunun fark edip servis kırmayı geri alarak faydalanabileceği bir hataydı. Ve sonrasında işler tamamen tersine dönmeye başlayabilirdi..." Ama Gawron kendi şehri olan Nowy Sacz dışında bir ilk 20 oyuncusu olmaktan çok uzaktaydı. Marsel, servisine tutunmayı başardı...

Marsel'in antrenörü Can Üner, Türk tenisinin asıl öncüsü. İstanbul'da doğup büyüyen Üner'i tenis kariyerini sürdürmesi için babası ateşledi ve o da kendisini önce Jefferson State Community Collage, sonrasında Universty of North Alabama'da tenis oynarken buldu.

Üner'e göre Marsel'in bu yılın başında aldığı kötü sonuçların sebebi başta stratejik öğeler olmak üzere, Marsel'in oyunu üzerinde yeni şeyler denemelerinden kaynaklıydı. Bu değişiklikler bugün Marsel'in Wimbledon gençlerde final oynamış olan Gawron'u 6-2/6-0 ile geçerken sıklıkla kullandığı file önü oyununu da kapsıyordu.

Daha sonra İlhan'a çıkışını yaptığı sahneye geri dönemenin ona ilham verip vermediğini sordum. "Bu benim için özel bir turnuva" dedi duraksayan bir İngilizce ile, "Ve buradaki koşulları seviyorum. Belki iyi sonuçlar alabilirim, bu yıl değilse de önümüzdeki yıl."

İlhan 12 ay sonrasını düşünüyor çünkü hala bu yılın başında, 0-9'luk seride öğrendiklerini işliyor. Üner'in dediği gibi "En iyi oyunculara yaklaştıklarında herkes için kendini geliştirmek daha zordur. Ve bu özellikle Marsel için geçerli çünkü ona bu basamakların bazılarını atlatacak bir gençler kariyeri olmadı. Eğer fırsatı olsaydı bu tarz sorunlarla daha önceden mücadele ederdik, ama onun için hala bir öğrenme süreci var. Günden güne. Maçtan maça."

Sezon başındaki kaybetme serisi ile ilgili İlhan, "Evet, biraz baskı hissettim. Türkiye'deki herkes beni destekliyor şimdi ve herkes ilk 100'de kalmam gerektiğini söylüyor. Ayrıca şimdiden Grand Slam'lerde ikinci turda oynamaya başladım ve bu biraz baskı yaratıyor."

Ancak Marsel Ocak ayındaki gerilemesinden sonra yumruklarla yüzü değişmiş bir boksör gibi değildi. Chennai'de kendini yeniden bulan Xavier Malisse'ye kaybetti ve Avustralya Açık ilk tur maçında Mikhail Youzhny gibi güçlü bir rakibi vardı. Her Lukas Rosol (Dubai) için bir Milos Raonic (Indian Wells) vardı. Ters ayakta yakalanan İlhan, özgüvenini kaybetti. "Kendime baktım ve ne olduğunu anlamadım" diyordu bana İlhan. "Ama o maçlardan dersler aldım."

"Tabi ki biraz baskı hissetti." diyor Üner. "Fakat aynı zamanda bazı değişiklikler yapmaya çalışıyordu ve bunlar işleri zorlaştırdı. O yüzden kendini biraz geride hissetti. Ama oyunun her alanında sıkı çalışıyoruz ve tüm araçları kullanıyoruz. Marsel oyunun her alanında iyi oynama anlamında giderek daha çok kendini geliştiriyor."

Uzak ve tenis geçmişi az olan ülkeden gelen ve turda yalnız kalan bir oyuncunun yalnızlığa kurban gitmesi, daha kötüsü daha iyi bir tenis geçmişi ve altyapısı olan ülkelerdeki oyuncuların kaynaklarına ulaşamaması yakın geçmişte görülebiliyordu. Ancak videolar ve internet gibi kaynaklar göz önünde olmayan tenisçiler ve yeni oluşan tenis fanları için çağa ayak uydurmada paha biçilemeyecek kadar önemli rol oynadılar. Ve bu yolla Üner ve İlhan Türkiye'de bir tenis kültürünü hızlıca oluşturabildiler.

Üner bana "İlhan Türkiye'de meşhur" dedi bu konuyu sorduğumda. "Yaptığı her şey haberlerde. Muhtemelen ülkenin en tanınan üç atletinden biri.".

Daha da önemlisi, İlhan'ın maddi kaygıları yok; bunu, örneğin, yol alabilmek için Challenger turnuvalarında, elemelerde çabalayan bir Kanadalı veya Alman oyuncu için söyleyemezsiniz. Üner'e göre Marsel'in bir Türk GSM şirketi olan Turkcell ile beş yıllık bir sözleşmesi var. Ve birden faaliyetleri hızlanan Türk Tenis Federasyonu, aynen hükümet gibi, İlhan ve Üner ile elele çalıştı ve onlara büyük malzeme desteği sağladı.

Şimdi ilk 100'e döndüğü için Marsel daha olumlu düşünüyor. Hatta şimdi kariyer hedefini de değiştirmiş ve bir ilk 50 oyuncusu potansiyeli olduğuna inanıyor ve önümüzdeki beş ila yedi yıl içerisinde bir gün o seçkin guruba dahil olacağına inanıyor. Yine de hala bazen Marsel'in talihi onu şaşırtıyor. Bir kaç hafta önce Montreal'de Federer onunla temasa geçti ve bir antrenman seansı ayarladı. İlhan heyecanlandı, aynen 2009 yılında Federer'in onu Arthur Ashe stadyumunun soyunma odasında aradığındaki gibi.

"Bazen hala inanması çok güç. Üç yıl önce, Federer'i sadece televizyonda izliyordum." diyor İlhan. "Şimdi onunla aynı turnuvalarda oynuyorum."

http://blogs.tennis.com/tennisworld/2011/08/tk-3.html?utm_source=feedburner&utm_medium=feed&utm_campaign=Feed%3A+tennisworld-bodo+%28Peter+Bodo%27s+TennisWorld%29

Çeviren: kirpi & Russell

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Marsel Gawron Karşısında

Marsel bugün TSİ 18.00'da Amerika Açık elemelerinin ilk maçında Polonyalı Marcin Gawron ile oynayacak. Dünya 288 numarası Gawron, bu yıl Türkiye'de 1 future turnuvası kazanmayı başarmıştı. Gawron'un kariyerindeki ilk grand slam turnuvası olacak bu.

Marsel ağır favori ve rahat kazanmasını bekliyoruz. Kazandığı taktirde Vincent Millot-Zack Fleishman maçının galibiyle oynayacak. Haydi!